Yamanoğlu Aşireti'nin En Büyük Oğlu Kerim - Tıp Öyküleri: 7. Şu İştahsızlık... - Ayşe Engin Arısoy - Emin Sami Arısoy .

Emin Sami Arısoy (Yamanoğlu Aşiretinin En Büyük Oğlu Kerim)

242 Views

        

Yamanoğlu Aşireti’nin En Büyük Oğlu Kerim

Ayşe Engin Arısoy

Emin Sami Arısoy

Tıp Öyküleri

***

7

Şu İştahsızlık…

  • Hanımefendi, nedir çocuktan yana yakınma­nız?
  • Beni görünce kusuyor.
  • (Allah Allah!) Böyle bir yakınmayı ilk kez duyu­yorum. Sizi görmezse kusmuyor mu?
  • Hayır.
  • Çok ilginç. Peki, başka bir yakınma var mı?
  • İştahsızlık, doktor bey... Çok iştahsız... Yemi­yor, içmiyor, sürekli zayıflıyor. Bir iştah şurubu fa­lan verseniz...
  • Yaşı ne?
  • Dün bir yaşını doldurdu.
  • Hanımefendi, çocuğunuz iyi, sağlıklı, iyi gelişmiş görünüyor. Ama, biz bile gözle karar vermiyoruz. Önce bir ölçülerini alalım. Hım. Boyu 76 santimetre, ağırlığı 13.400 gram. Baş çevresi, evet o da çok iyi. Bir de muayenesini ya­payım…
  • Şimdi hanımefendi, bir yaşında bir çocuk için çocuğunuz zaten yeterince kilolu. Bu yaştaki bir çocuk on kilogram gelsin yeter. Sizinki üç kilo da fazla. Demek ki, yedikleri bile çok. Yani, iştahsızlık gibi bir durum söz konusu değil.
  • Nasıl olur doktor bey?!. Sabahtan akşama kadar ağzına tek lokma koymaz! Sabah ne yedirebilmişsek o. Akşama kadar kaşık elimde dolaşıyorum, inanın… O kadar iştahsız ki... Kaşığı görmesiyle öğürmesi bir oluyor. Şu on beş gündür de beni görünce kusma huyu başladı.
  • Anlaşılıyor galiba… Peki, siz sabahları ne yediriyorsunuz?
  • Pek bir şey sayılmaz. Yarım litre sütün içine iki çiğ yumurta çırpıyorum. İçine yalnızca bir çay bar­dağı pekmez katıyorum. Dört tane orta büyüklükte muzu mikserden geçirip ekliyorum. İçine birkaç kibrit kutusu kadar beyaz peynir eziyorum. Hepsini karıştırıp üstüne bir çorba kaşığı süzme bal, iki tatlı kaşı­ğı zeytinyağı, bir fincan da balık yağı koyuyorum.
  • Peki, çocuk bu şeyi yiyor mu bari?
  • Ne gezer doktor bey... Çok iştahsız dedim ya. Ayaklarını bağlıyoruz. Teyzesi de elleriyle kafasını tutuyor. Boğazına döke döke bir saatte ancak bitirebiliyoruz. Akşama kadar bir daha bir şey yemi­yor. Ne yapalım, biz de geceleri destek yapıyoruz.
  • Anlamadım!
  • Uyurken yani. İki saat aralarla, içine ikişer muz ezilmiş birer biberon pekmezli süt içiriyorum.
  • İçiyor mu peki?
  • İlk üç biberonu rahat alıyor ama dördüncüde biraz zorlanıyor. Bu iştahsızlığına öyle üzülüyorum ki…
  • (Zavallı çocuk...)
  • Şimdi doktor bey. Bize öyle bir ilaç verin ki hem iştahı açılsın hem de beni görünce kusma­sın...
  • Çok haklısınız hanımefendi. Sizi biraz rahatlat­mak gerekiyor. Bundan sonra, çocuğunuzu sizinle teyzesi yerine bir başkası beslese... Sizinle birlikte oturan başka kimse var mı?
  • Ahh, doktor bey!.. Vardı da çocuğa yetişeme­diler. Biz kayınvalidem ve kayınpederimle birlikte otururduk. Allah rahmet eylesin, çok iyi insanlar­dı… Ama çok iştahsızdılar. Onları da beslemek için az uğraşmadım. Gece demedim, gündüz demedim, hep kendi ellerimle beslemeye çalıştım. Evliliği­mizin beşinci ayıydı… İkisinde de ani kusmalar başladı. Birer ay arayla gitti zavallılar… Doktorlar kalp krizi dedi.
  • (Hiç şaşmadım!..) Onlar ne zaman kusuyordu?
  • Valla doktor bey, onlar da beni görünce kusu­yordu...
  • (Allah kurtarmış...) O zaman, bırakın babası beslesin çocuğunuzu.
  • O tarafı hiç sorma doktor bey... Babası şu anda hastanede yatıyor.
  • Geçmiş olsun. Nesi var?
  • Kalp krizi. Evlendiğimizde çok iyiydi. İyiydi de biraz iştahsızdı. Azıcık toparlansın diye, onu da gece gündüz hep kendi ellerimle beslemeye çalış­tım. Derken, bir garip oldu adamcağız…
  • Birdenbire mi hastalandı?
  • Ben de anlayamadım doktor bey. Bir haller ol­du adama. On gün önceydi. Beni gördükçe öğür­meleri, sonra da kusmaları başladı. Bunların so­yunda mı var, damarında mı var, nedir bu kusma
    hastalığı?.. Ben ne yazgısız, ne kısmetsiz kadınmışım...
  • Üzülmeyin hanımefendi. Her şeyin bir çaresi bulunur. Anladığım kadarıyla gerçekten zor du­rumdasınız. Size yardımcı olmak gerekiyor. Bu ka­dar söyleştikten sonra biz de artık ahbap olduk sayılırız. (Böylesi bir fırsatı bir daha ömür boyu bu­lamayabilirim!..) Hani, diyorum ki, sizi bizim evde on, on beş gün konuk etsek... Bir hafta da yeter sa­nırım. Böylece çocuğunuzun durumunu yakından değerlendirme olanağı bulurum. Bir de, benim, nasıl desem, üzerinize afiyet, çok iştahsız, güçsüz, (gücü dilinde!)­, tatlı bir kayınvalidem var. O kadar iştahsızdır ki zavallıcık... Bu süre içinde, ben karımla birlikte, çocuğunuzla ilgilenirken, siz de o -(şifalı)- ellerinizle benim kayınvalidemi bir gü­zel besleseniz diyorum...

-*-

Yamanoğlu Aşireti’nin En Büyük Oğlu Kerim

Ayşe Engin Arısoy

Emin Sami Arısoy

Tıp Öyküleri

İstanbul: İleri Yayınları, No: 168, ISBN: 978-9944-109-61-1, Mart 2009:64-67.