Yalın Düşünce . ( Burcu Yakar - Portre Yazıları ) .

Burcu Yakar ( Lojistik )

339 Views

0

(0) Reviews

        

Son dönemlerde yeni yönetim teknikleri konusunda Japon yöneticilerin uygulamaları dikkat çekmeye başlamış; “Yalın Düşünce” felsefesine dayalı bu teknikler batılı iş adamlarını da etkisi altına alarak süreçlerinde fark yaratmayı hedefleyen birçok şirketin gündemine alınmıştır.

Kapitalist sistemin temelleri ile 20. Yüzyılın başlarında gelişen “Seri Üretim” sistemi, insan unsurunun değerini kaybetmesine ve makine merkezli üretimin en önemli verimlilik faktörü olduğu sonucunun benimsenmesine sebep olmuştur. Kapitalist sistem ile paralel yapıda olan ancak seri üretimden teknikleri itibariyle ayrışan “Yalın Yönetim”; kısa zamanda Toyota ‘ya hızlı bir ivme kazandırmıştır.

Günümüzde de birçok şirket kıt kaynaklarını en verimli şekilde yönetebilmek amaçlı; bazen danışmanlık alarak bazen kendi içinde yalın değişim öncüleri yetiştirerek süreçlerini tekrar gözden geçiriyor ve orta-uzun vadede karlılığını artırmayı hedefliyor.

“Yalın düşünce sisteminin temeli nedir, hangi sektörlerde nasıl uygulanır?” sorularının yanıtını içeren birçok akademik makaleye, sektör uygulamalarına, teknik bilgiye erişmek mümkün. Sağlık sektöründen otomotive, lojistik sektöründen eğitime kadar farklı birçok alanda uygulanabilen yalın yönetim; temelde bakış açısı değişimini içinde barındıran bir yolculuktur. Yalın tekniklerin lojistik sektöründe uygulanması ile ilgili yazımı ayrıca paylaşacağım; ancak, öncelikle “Hayatımızda yalın düşüncenin yeri nedir? Yalın düşüncenin en büyük düşmanı kim? Yalın düşünce ile problem nasıl çözülür? “ konularındaki görüşlerimi sizlerle paylaşmak isterim.

20. yüzyılın başlarında seri üretim yönteminin bir alternatifi olarak doğan ve son derece başarılı olan yalın düşünce; birçok işi aynı anda yapmak anlamına gelen “multitasking” kavramının gereklilik haline geldiği bu dönemde artık temel bir ihtiyaçtır. Günlük hayatta uğraştığımız çok kısıtlı problemlerin üstesinden gelmek amaçlı hepimiz farkında olmadan yalın yönetimin bazı tekniklerini hayatımızda uyguluyoruz. Üretim şirketinde uygulanan Yalın tekniklerin çıktısı “Kaliteli Ürün” olurken; bu düşünce sisteminin bizlere katkısı ise “Kaliteli Yaşam” oluyor. Sık sık “Yarışma” fiili ile aynı cümlede kullandığımız zaman kavramı; hayatta satın alamayacağımız en değerli olgu. O halde birim zamanda ne kadar çok işi ne kadar az efor ile yapabilirsek, o kadar başarılı ve mutlu olabiliriz.

Temelde katma değersiz süreçleri ortadan kaldırarak değer yaratmayı hedefleyen yalın düşüncenin en büyük düşmanı “Değişime Kapalı İnsanlar”dır. Doğanın karşı konulamaz kanunu olan değişim, temelinde yatan farklı nedenlerden dolayı bazı insanlarda direnç ile karşılanır. Bu nedenlerin içerisinde “Kendine yeterince güvenmeme, belirsizlik korkusu, başarısızlık endişesi, vizyon eksikliği” yatmaktadır. Genelde “Daha önce denedik, olmadı”, “Biz böyle iyiyiz”, “Belki sonra uygularız” gibi tepkilerle karşılaştığınız değişim karşıtları yalın düşüncenin doğum aşamasında hayati fonksiyonlarını zedeler. Bir takım destekler ile daha uzun sürede yalının hayata geçmesine neden olur ancak yine de değişim öncülerini durduramazlar. Doğanın kanununda olduğu gibi değişime direnenler elenir, uyum gösterenlerin soyları devam eder.

Hayatımızın her sürecinde farklı önem derecelerinde birçok problem ile karşılaşıyoruz. Bazı problemleri küçük bir dokunuş ile çözmemiz mümkün olsa dahi önemsiz görerek varlığını kabulleniyor ve onunla yaşamaya alışıyoruz. Belki nereden başlayacağımızı bilmiyor, belki de etkilerini kestiremiyoruz.

Değer yaratmak, problemlerin hızlı ve kalıcı çözümleriyle mümkün olmaktadır. Elimizdeki mevcut kaynaklarla problemleri üstesinden nasıl gelineceğini bilmiyorsak öncelikle problemler için bir çözüm sırası belirlemek gerekir. En az efor ile en büyük faydayı kazanabileceğimiz her problem, başlangıç noktası olmalıdır.

Bazı problemler tek bir hamle ile çözülemeyecek büyüklükte olabilir, bu problemleri parçalara ayırarak sadeleştirmek ve alt problemlerin çözüm sırasını belirlemek gerekir.

Çözüm sürecinde uygulayabileceğimiz Yalın’ın literatüre geçirdiği en sistematik metot “PDCA” (Plan-Do-Check-Act) Türkçe adı ile “PUKO” döngüsüdür.

  1. Planla:

Üzerinde en çok zaman harcanan, sürecin en kritik aşamasıdır. Problemin içeriği, sisteme etkileri, problemi besleyen alt nedenler ve kök neden, çözüm için gerekli kaynak miktarı ve hedef bu aşamada belirlenir.

  1. Uygula:

Planlama safhasında edinilen bilgiler ve yol haritası ışığında çözüm önerilerinin uygulandığı zaman dilimidir. Döngünün başlangıç noktası olan planlamaya sadık kalmak son derece önemli olup, herhangi bir karar değişikliğinde planlama aşaması tekrar gözden geçirilmelidir.

  1. Kontrol et:

Uygulanan çözümlerin sonuçlarının kontrol edildiği, problemin ne derece çözüldüğünüm ölçüldüğü aşamadır. Başarısızlık durumunda önce uygula, sonra planla aşamasına geri dönülmelidir.

  1. Önlem al:

Sürecin kalıcı olmasını sağlamak adına kontrol mekanizmaları kurulur.

“Yalın” bir yaşam biçimidir. Yalınlaşmayan bir birey, içinde bulunduğu örgütü ve süreçleri yalınlaştıramaz. Konuyla ilgili tüm teknik bilgiler öğrenilebilir ancak amacı özümsenmeyen bir işletmede meyvesi alınamaz.

Kendi yalın düşünce seviyenizin farkında olmanız ve karmaşa yaşadığınız noktalarda da yalınlaşmanız dileğiyle…

Sevgiler