Görmek . ( Elif Çağlı - Alternatif Arayışı ) .

Elif Çağlı ( Alternatif Arayışı )

182 Views

0

(0) Reviews

        

Demokrasinin varlığı seçimlerin olup olmamasıyla değerlendirilirken, bu durumun olması sistemin demokratik olduğu anlamına gelmemektedir. Her şeyden önce seçimlerin adil ve demokratik olup olmadığı, seçim sonuçlarındaki çoğunluğa karşı azınlığın haklarının güvence altına alınıp alınmadığı ve her şekilde hak ve özgürlüklerin koruma altında olup olmadığı sistemin demokratik olup olmadığını gösteren bileşenlerdir. Bunların olmadığı sistem bir şekilde otoriter hatta totaliter rejime dönüşme ihtimalini içerisinde barındırır.

Seçim tercihlerine saygı duyulmamasının ardından kurulmaya çalışılan baskı ve terör rejimini eleştiren ve buna rağmen direnişin varlığını ele alan eserlerden biri de Jose Saramago’nun “Görmek” adlı kitabıdır. Kitap oldukça alışkın olunan seçim süreciyle başlarlar. Ancak bu süreç beklenmedik değişimlere gebe kalır. Zira ülkenin başkentinin vatandaşları partileri değil beyaz pusulayı yani yeni ve bembeyaz bir tercihi sandığa bırakırlar. Hem iktidar hem muhalefet partileri artık istenmemektedir ve bu bireysel olduğu düşünülen ancak kolektif hale dönüşen tercih ülke siyasetini alt üst eder.

Başkentin insanları adeta kendi özgürlüklerini ilan etmiş görünmektedir ama bu tercihe saygı duyulmaz ve devlet aygıtları cezalandırma politikasına girerler. Buna uygun olarak meşru şiddet kullanma tekeli gayri meşru şekilde kullanılmaya başlar ve olağan üstü hal olağanlaşır. Tercihleri yüzünden cezalandırılan halk her şeye rağmen kolektiviteyi, biraradalığı, direnişi elden bırakmaz ve gündelik yaşamına siyaseti kendi pratiklerinde eyleyerek devam eder. Bu arada idareciler bir nevi günah keçisi bulma harekatı başlatır. Tüm organlarını bunun için kullanmaya başlarlar. Ancak ortada ciddi bir meşruiyet krizi vardır ve şu durum apaçık ortaya çıkar: Yaşamak için siyasi iktidarlara gerek yoktur yeter ki kolektivite ve biraradalık kaybolmasın.

Yaşamı bu şekilde görmeye başlamak yeni bir görme ve algılama biçimidir. Bunun karşısında “cezalandırma” politikası gütmek ise, seçimlerin yönetenlerin çıkarını sıkıntıya soktuğu durumlarda demokratik sistemin nasıl kolayca altının oyulabileceğini göstermesi açısından anlamlıdır. Değişimi bir yerden başlatmak anlamında pek çok ülke vatandaşı tercihini seçimle gerçekleştirir. Ancak bu tercihin kabullenilmesi, saygı duyulması ve sistemin diğer demokratik unsurlarla bir arada gitmesi değişimi mümkün kılar. Aksi takdirde sonuçları hazmedemiyen muktedirlerin günah keçisi arayışları, görebilen insanların yaşamını tehdit eder hale gelebilir. Buna karşılık görebilmeye başlayanların birbirine tutunması ve artması umudun yitip gitmediğini gösterir.