Gökkuşağı: Güle Güle Barış Ağabey... 1 Şubat 1999 - Emin Sami Arısoy .

Emin Sami Arısoy ( Gökkuşağı )

67 Views

        

Güle Güle Barış Ağabey...


Emin Sami Arısoy


1 Şubat 1999

-*-

Yüreklerimize uğurlanışının yirminci yıldönümünde,

Barış Ağabey’i sevgi ve özlemle anarak…

1 Şubat 2019


-*-

İnanamadık... Evlerimizden biri gibi... Ailemizin bir büyüğü gibi... Yüreklerimizi yakarak, yüreklerimizden birer parça kopararak, geçip gittin buralardan... Müsaadenizle çocuklar deyip, el sallayarak, lambalarımıza püf diyerek... Sanki senin için ertelenmiş güz yağmurlarıyla... Bizleri buralarda şaşkın, çaresiz, gözü yaşlı, boynu bükük, yapayalnız bırakarak... Geçip gittin... İnanamadık...

Oysa, sen çıt çıt çetene derken de kızılcıkların olup olmadığını sorarken de, Hereke’den yola çıkarken de beraberindeydik...

Yeni bir gün doğdu merhaba, derdin; her yeni bir güne seninle başlardık...

Yol verin ağalar beyler, derdin; yollarımız açılırdı...

Gönül dağlarından bir selam gönderirdin; bazen çoban yıldızında, bazen dönencelerde bulurduk kendimizi...

Uzun ince bir yolda, yine yol göründü gurbete dediğinde, gurbetleri bile kolaylaşırdı yüreklerimizin...

Gittiğimiz her yere Kurtalan Ekspres’le giderdik, yanı başımızda her zaman sen olarak... İsterlerse kimseler inanmasın, Kurtalan Ekspres’le Ardahan’a da gittik, Van’a da gittik, İzmit’e de gittik, anakaralar arası yolculuklar da yaptık...

Nice dağlar, dağlar dağlar aştık seninle... Bazen, yaşanmamış zamanlara ulaştı yolculuklarımız...

2023’e uzandık el ele... Yüce bir çınarın yüzüncü yaşını, senin sayende daha bugünlerden kutladık... Kayaların oğlu olduk, hepimiz...

2024’e, ikinci büyük yolculukta da tılsımlı hayallerinin terkisindeydik...

Biliyoruz, yarın tarih önünde hesap verirken çocuklarımız bizleri kınamayacaklar... Çünkü, 2025’e, üçüncü ve son yolculukta da yanından ayrılmaz gönül erlerindik...

Anadolu’yu eritip damarlarımıza akıttın... Baykoca Destanı’n ile onurlandık... Güle güle oğlum, dedin, yollara düştük...

Gesi Bağları’na götürdün bizi... Ne ola, yâr ola, dedin; dalından koparılan ham meyvelere, yârinden ayrılanlara, balböcekleri arasında, birlikte hüzünlendik...

Oku bakiim, dedin, okuduk... Yaz dostum, dedin, yazdık... Ağlama değmez hayat bu gözyaşlarına, dedin, ağlamadık...

Hastalandık... Tarifin üzere, nane limon kabuğu kaynattık... Süper babaannelerimizin ellerini öptük bayram sabahlarında...

Dost kervanları geçerken, Halil İbrahim sofrasında, eski bir fincanda fal baktık birlikte...

Kol düğmelerimizi seninle ilikledik... Delikanlı gibi, yediden yetmiş yediye... Aynalı kemerlerimizi, halhallarımızı sayende kuşandık...

Günaydın çocuklar, derdin, sürekli gülen gözlerinle... Kağızman’a az mı ayva, nar ısmarladık?..

Hatırlasana...

* * *

Kara sevda, dedin... Kâtip arzuhalim yaz yâre böyle, dedin... Seher vakti bir güzele vuruldum, dedin...Unutamıyorum, dedin... Kirpiklerin ok ok eyle, dedin; yuva kurdun... Kirpikleri ok ok bir kara sevdaydı sevdiceğin, anladık...

Bizlere de, değmesin yağlıboya; darısı başınıza, dedin... Deli gönül sevdasını ben bilirim, dedin... Ama, hey koca topçu; işte hendek işte deve, ya aşarsın ya düşersin, baktın olmaz vazgeçersin de dedin...

Ve Zehra, Kezban, Düriye, Osman, Ayşe Teyze, Salih Öğretmen, Süleyman, En Büyük Mehmet Bizim Mehmet, Binboğa’nın Kızı, Sarı Çizmeli Mehmet Ağa, Nick the Chopper, Lonely Man, Sakız Hanım, Mahur Bey, Zalim Sultan, Abbas, Lahburger Bebek ve hatta sözüm meclisten dışarı, Hıyar, Domates, Biber, Patlıcan, Ayı ve Arkadaşım Eşşek, yani adam olacak çocuklar, biz hepimiz, doludizgin, dört kapıdan geçerek, alladık pulladık kendimizi, yuvalar kurduk...

Oğulların oldu, adlar verdin... Adlarıyla yaşasınlar, adınla yaşasınlar... Çocuklarımız oldu, aynı adları koyduk...

Anlıyorsun değil mi?..

* * *

Evlerimizin Barış Ağabey’i idin. Bilgeydin... Dünyayı seninle dolaştık, kaç kez... Her şeyi bilirdin, her şeyi öğretirdin... Seninle fırçalardık dişlerimizi... Sütümüzü seninle içer, sen söyledin diye erkenden yatardık...

Gülümseme hiç eksilmezdi afacan gözlerinden... İnsandın... Dosttun...

Belliydi ki, küçücük dünyalarımızı aydınlatmaya gelmiş bir ermiştin... Bir bizim zamanlar evliyasıydın... Tamamını vermeye çalışırdın yüreğinin, acıh da bağa vir, deseler de, demeseler de...

Ali’nin yazdığı, Veli’nin bozduğu bir devranda, küp suyunu azar azar çekerken, tam anlamıyla yirmi dört ayardın... Hemşerim memleket nire denildiğinde, bu dünya bizim memleket, derdin...

Ne köy olur benden, ne kasaba diyecek kadar da alçakgönüllüydün. Biliyoruz, kucaklar dolusu sevildiğini, sana çok önceleri, bir ağızdan haykırmamız gerekirdi... Bize bunu bile hissettirmeyecek denli inceydi yüreğin...

Dünyanın hali böyle, dedin ve gittin... Bizleri gözlerimizde yaş, kalplerimizde sızı, yağmurlarda ıslanan bomboş sokaklarda yapayalnız bırakarak...

Eh, Barış Ağabey, aşk olsun!..

Bizlere, aman yavaş, aheste, dedin... Sen acele ettin...

* * *

Gamzedeyim deva bulmam, dedin... Kalk gidelim küheylan, dedin... Unutma ki dünya fani, veren Allah alır canı, dedin... Ölüm Allah’ın emri, dedin... Estağfurullah ne haddimize, ama, elveda dedin... Sahibinden ihtiyaçtan mı, bilemedik... Oysa, bizler seni, çok uzun yıllar sonra, ikinci kahvaltıya bekliyorduk...

Aslında sen zaten yüreklerimizdeydin, biz seni yine yüreklerimize uğurladık...

Yine de, bunun yaman bir ayrılık olduğunu biliyoruz. Unutursun, demiştin... Biz nasıl unuturuz seni... Unutmak kolay diyen, sen olsan bile...

Şimdi... Yüreklerimizin orta yerine diktik gülen gözlerini... Sevgi pınarları fışkıracak oralarda, her kim anarsa Barış adını...

Bundan böyle, yalnızca bizim iller değil; bütün iller sensiz, bütün iller sessiz... Güvercinler çoktan uçmuş... Ve sen, dönencede Gülpembe ile birliktesin...

Bizlerse, yüreklerimizde senin sıcaklığın, ama senden uzaklarda, karanlık gecelerin koynundayız... Kurumuş dudaklarımızda ne bir ses, ne bir nefes...

Yalnızız... Uzaklarda bir yerlerde türkülerin çalınsa da...

* * *

Her şey, bir kelebeğin yaşam öyküsü müydü yoksa?..

Güle güle Barış Ağabey...

- * -

(Barış Manço 1 Şubat 1999’da yüreklerimize uğurlandı. “Güle Güle Barış Ağabey”, 12 Şubat 1999, 10 Şubat 2000 ve 13 Şubat 2009’da Özgür Kocaeli gazetesinde yayımlandı.)

-*-

Güle Güle Barış Ağabey...

Emin Sami Arısoy

1 Şubat 1999

-*-