Dünyaya Orman Denir . ( Elif Çağlı - Alternatif Arayışı ) .

Elif Çağlı ( Alternatif Arayışı )

175 Views

0

(0) Reviews

        

İnsan kavramının “beyaz, burjuva, erkek” içeriğinden sıyrılıp genişlemesi için verilen mücadelelere rağmen dünyada olup biten siyasal, ekonomik ve toplumsal gelişmeler, adaletsiz ve eşitsiz yaşam koşulları göstermektedir ki insanlar halen “kendi gibi olmayanları” ı “insan” kategorisinde değerlendirmede zorlanmakta ve aşağılayıcı davranışları “farklılıklar” üzerinden meşrulaştırmaktadırlar. Kadınlar, farklı etnik kökene mensup halklar, engelliler, dünyanın kaynak açısından zengin ama bunu kendisi kullanamayan ülkelerde/bölgelerde yaşayan halklar, “egemen insan” tipolojisinde olmadığı için ezilmekte, sömürülmekte, şiddete ve/veya baskıya maruz kalmaktadır.

Bu durum siyaset teorilerinden filmlere, romanlara pek çok alanda işlenmiş ve işlenmeye devam etmektedir. Çünkü insanın insanla, insanın doğayla ve insanın kendi benliği ile hakimiyet mücadelesi sürüp gitmektedir. Bu mücadeleyi bilimkurgu olarak ama aslında kurgusal yanının bizden hiç te uzak olmayıp bizzat iki şehir ötenizde, aynı ülkede, aynı coğrafyada ya da aynı dünyada yaşandığını da hatırlatacak boyutta ele alan eserlerden biri de Le Guin’in “Dünyaya Orman Denir” adlı eseridir. “Dünyaya Orman Denir” uzun yıllar pek çok ülkenin bir dış politika olarak benimsediği sömürgeciliği, sömürüyü yapanlar ve sömürülen yerli halk açısından farklı boyutları ile ele alarak inceleyen, bunun yanında ataerkillik ve anaerkilliğin toplumların yaşamlarında ne gibi farklılıklar doğurabileceğini gözler önüne seren, “insan” kavramı dediğimiz kavramın aslında ne kadar soyut olduğunu ve dolayısıyla içerisini doldurmaya çalıştığınızda “biz insanız”, “onlar insan değil” söyleminden hareketle ırkçılık politikalarını eleştiren, tüm bunları yaparken aslında perde arkasında gerçekleşen Vietnam Savaşı’nı da değerlendiren bir eser. Sömürgeciliğin temel sebeplerinden birisi kaynak arayışı olarak kabul edildiğinde, kitapta bu durum Arzlılar’ın kaynak ihtiyacı olan odunu Yeni Tahiti’nin bakir ormanlarından sağlamak için Atsheliler’i sömürge haline getirmesi şeklinde karşımıza çıkar. Teknolojinin nimetleri silahlar ehlileştirip uysallaştırmaya çalışılanların direnişi ile karşılaştığında “insan”lığın içeriğinin nelerle doldurulduğu bir kez daha sorgulanır. Üstünlük sağlama halinin cinsiyetleşmiş hali ise erkek, güç ve iktidar karşısında, sürülmesi gereken tarla misali, zayıf, üzerinde otorite kurulması gereken kadınsılaştırılmış karakterlerde kendisini bulur. Tüm bunlara ilave olarak cinayet ve ölüm sözcükleri kelime dağarcığında olmayan bir topluluk bunu öğrendiğinde ve üzerinde uygulananlar da dikkate alındığında pasiften aktifine her türlü direnişi gerçekleştirmeye hazır hale gelir: “İnsan” olmak uğruna verilen direniş, ya da “insan” ı yeniden tanımlamak ama bu kez eşit, özgür, adil biçimde herkesi içeren “insan” ı uğruna verilen direniş…

Bu direnişler nerede veriliyor biz gayet güzel yaşıyoruz diyenlere hani orada bir köy var uzakta dediğiniz uzak köyler var ya oralara bir bakın hatta o kadar gitmeye bile gerek yok eşitlik, özgürlük ve adalet isteyin. Bakalım sonra hangi “insan” kategorisine dahil edileceksiniz?