Çünkü Biz Şayak Kalpaklı Sarışın Bir Kurdun Çocuklarıyız - IV- ABD “Son” Yüzyılına Uğurlanırken - 1 - Üçüncü Dünya Savaşı ya da Uygarlıklar Buluşması (!) - Emin Sami Arısoy .

Emin Sami Arısoy (Çünkü Biz Şayak Kalpaklı Sarışın Bir Kurdun Çocuklarıyız)

9 Views

0

(0) Reviews

        

Çünkü Biz

Şayak Kalpaklı

Sarışın Bir Kurdun

Çocuklarıyız

Emin Sami Arısoy

İstanbul: İleri Yayınları, 2009: 1-208

***

IV

ABD “Son” Yüzyılına Uğurlanırken

1

Üçüncü Dünya Savaşı ya da Uygarlıklar Buluşması (!)

Yeryüzü yirminci yüzyılda iki ‘Dünya’ savaşı yaşadı. Temelinde, uygar (!) Batı devletlerinin çıkar ve paylaşım dalaşından başka bir şey olmayan, ancak geniş coğrafyaları kana bulayan bu iki büyük savaşta milyonlarca insan öldü. Aslında bu iki savaş, gezegenimizi yüzlerce yıldır yağmalayan, altüst eden, sömüren Batı ülkeleri arasındaki, Dünya’yı paylaşım savaşıydı; çoğu ulus, halk ve ülkenin seyirci kaldığı savaşlardı. Ama, Dünyamız, sömürgeci devletlerin, Batı’nın, emperyalizmin o denli malıydı ki, bu savaşların adı bile ‘Dünya savaşı’ olmalıydı!..

Ancak ordular dışındaki halk kitlelerini, yeryuvarı tarihinde ilk kez, bu kadar büyük ölçeklerde hedef alan bu iki ‘Dünya savaşı’ da, sömürgeci Batı’nın sürekli kana susayan yağmacı arzusunu bastıramadı. Uygar (!) Batı, İkinci Büyük Savaş’tan sonra da, Dünya’yı yağmalama, el koyma, ele geçirme tasarımını, Dünya halklarına insan hakları, özgürlük, barış, adalet ve özellikle demokrasi götürme söylemleriyle, yeryuvarının birçok noktasında gerçekleştirmeyi yine aralıksız sürdürdü.

Yeni Dünya Düzeni

Bu arada, ABD’ce Vatikan’a giydirilen Doğu Bloku kökenli bir Papa’nın da yer aldığı, -hakkını vermek gerekirse- olağanüstü bir ayak oyunuyla, Polonya tersanelerinde başlayan ve Polonyalı Papa II. Jean Paul’ce de kutsanan bir insan hakları ve özgürleşme hareketi, giderek ‘Glastnost’ ve ‘Perestroika’ya uzandı; Berlin Duvarı’nı yıktı ve Sovyetler Birliği’ni parçaladı.

‘Komünizm öcüsü’nün böylece yok edilmesi, uygar (!) Batı’yı dizginsiz bıraktı. Batı artık, eski ‘Demirperde ülkeleri’ de içinde olmak üzere, dünyanın her köşesine, ‘Hür Dünya’nın, yani vahşi kapitalizmin değerlerini daha rahatça götürülebilirdi!..

Uluslararası sermaye ve Batı kapitalizmi, Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu, çokuluslu şirket ve bankalar gibi, emperyalizm ve kapitalizmin Dünya halklarını emen, sömüren çok sayıda kan emici aracısıyla, yeryuvarının her yerine uygarlık, özgürlük, insan hakları ve adalet götürmeliydi! Ve bir ‘yeni dünya düzeni’ içinde gönenç, hakça bölüşüm, bilgi ve eşitlik, bir an önce ‘küreselleşme’liydi!

Ama, ‘Doğu’ ulusları, “mazlum milletler”, bu basmakalıp ‘Batı’ söylemlerinin yabancısı değildi. Batılı yamyamlar, en az bin yıldır, benzeri söylemlerle girdikleri her yere kan, vahşet, yağma, talan, gözyaşı ve ölüm götürmüştü...

Gerçek uygarlığı binlerce yıldır yoğuran bilge Doğu’nun “mazlum milletler”inin öngörüsü şaşmadı. Bu ‘yeni Dünya düzeni’nde Batı uygarlığı (!), aslıyla söylenirse, üzerindeki yaldızları sıyrılınca orta yere çıkıveren Hıristiyan -değerleri- uygarlığı, dışında kalan değerlerle, ön çizgide İslam uygarlığı ile daha rahat, daha pervasız -daha küstah ve daha acımasız- buluşmalara yöneldi. Uygar Batı, kanlı geçmişini sürekli yineler biçimde, geleneksel “Kendinden olmayanı, kimliksizleştir, yozlaştır, soysuzlaştır, parçala, yok et!” ilkesiyle, ama uygarlık ve insan hakları adına bir ‘küreselleşme’ ayinine çıktı! Dünya’mızı Yugoslavya’dan Filistin’e, Afganistan’dan Irak’a kana boyadı!

Yaşadığımız şu son on-on beş yıllık zaman kesiti, Hıristiyan uygarlığının, Hıristiyan olmayan “mazlum millet” coğrafyalarında giriştiği uygarlaştırma, işgal, özgürleştirme, toplu kıyım, insan hakları götürme, kadın erkek, çoluk çocuk insanları camilere doldurarak öldürme, toplu mezarlıklar oluşturma, adalet dağıtma, sömürme, yağmalama çabalarının; ‘küreselleşme’nin bir toplu sergisidir!

Özetle, Batı uygarlığının, insanlığın ve gerçek uygarlığın bütün evrensel değerlerini ayaklar altına alarak, kendi dışındaki, ama aslında yok saydığı uygarlıklarla, onları yok etmek adına kanlı bir buluşmasıdır! Aslında o nedenle, bu zaman diliminde, giderek Batı daha varsıl, mazlum milletler daha yoksul, sömürülen uluslar daha altüst edilmiş, yağmalanmış, daha acılı duruma gelmiştir.

Bugünkü noktada, ‘küreselleşme’, ‘yeni dünya düzeni’ ya da ‘uygarlıklar buluşması’, ‘dinler buluşması’ adlarıyla önümüze konulan ve yüzlerce yıldır sömürülen coğrafyalardaki “mazlum milletler”in etiyle, kemiğiyle, canıyla pişirilen kanlı aş, aslında barbar, kan emici Batı’nın insanlığa, uygarlığa karşı açtığı bir ‘Üçüncü Dünya Savaşı’dır!

Üçüncü Dünya Savaşı

Üçüncü Dünya Savaşı, gerçek anlamda ilk Dünya savaşıdır. Birinci ve ikinci savaştan farklı olarak, yeryüzünün ‘bütün topraklarında’ gerçekleştirilmektedir! Batı emperyalizmi, küresel üstünlüğü sağlayabilmek, Dünyanın, başta enerji kaynakları olmak üzere doğal kaynakları, enerji ulaştırma yolları, deniz ticaret yolları ve pazarlarına egemen olmak için, insanlığın bütün evrensel değerlerini yaygınlaştırmak adına, insanlığın bütün evrensel değerlerine saldırmaktadır. Bu saldırı, öylesine arsızca, utanmazca, edepsizcedir ki, Batılı yamyamlar, bir yandan kendi yurttaşlarına kurşun sıkan, emperyalizm işbirlikçisi, bölücü terör örgütü üyelerini maşa gibi kullanırken, bir yandan da emperyalist saldırı ve işgallere karşı koyan bütün direniş hareketlerini ‘uluslararası terör’ olarak niteleyebilmektedir!

Uygarlıklar Buluşması

Sömürü, talan, yağma, işgal, işkence, yoksullaştırma, bir ‘küreselleşme’ süreci içinde yaşama geçirilirken, ‘mazlum’ Doğu halkları, Batı’nın bu insancıl (!) küreselleşme çağrısını karşılıksız bırakamazdı (!). Madem ki bu, ‘sömürgeci Batı’nın, “mazlum milletler”e karşı açtığı, köleleştirici, sömürücü, bağımlı kılıcı, becerebilirse yok edici, ama bugüne değin yalnızca sömürülen coğrafyalarda ‘yaşanan’ insanlık dışı bir savaş, oynanan, kanlı bir ‘küreselleşme’ oyunuydu; o halde oyun gerçek anlamıyla ‘küreselleşme’liydi! Haçlı Seferleri’nden bugüne Batı uygarlığı, ardı arkasına, nasıl hep sömürdüğü ulusların coğrafyalarına, Doğu uygarlığı ile buluşmaya (!) gelmişse ve geride hep kan, acı, ölüm, gözyaşı bırakmışsa; “mazlum milletler”in çocukları da bu ‘küreselleşme’ oyununu Batı’nın coğrafyalarında sergilemeliydi!..

Bilinmesi gereken, hiçbir varlığın yok edilişinin, hiçbir canlının ölümünün kutsanamayacağıdır. Ancak bugün yaşanan, emperyalist Batı ile sömürülen uluslar arasında bir savaştır. Savaşın temel nedeni, emperyalist Batı’nın, sömürülen coğrafyaları kendi çıkarları için, bugünkü gönenç düzeyini gelecek on yıllarda da sürdürmek uğruna barbarca işgalidir, ele geçirişidir! Savaşın sürme nedeniyse o toprakların insanlarının, “mazlum milletler”in onurla direnişidir.

Savaşın tarafları, elbette elindeki silahlarla savaşacaktır. İnsan hakları savunucusu (!) Batılı güçler tonlarca bombayla savaşırken, mazlum Doğu uluslarının insanı -onursuzca susmaktansa- canını ortaya koyarak ‘canlı bomba’ olarak savaşmaktadır bugün! Ancak ‘mazlum’ Doğu uygarlığı insanı, artık ‘küreselleşme’ çağrısının anlamını kavramış (!) ve bundan böyle Batı coğrafyalarında da savaşmaya karar vermiştir! 11 Eylül’ün, uygarlıkların Madrid buluşmasının (!), uygarlıkların Londra buluşmasının (!) anlamı budur!.. Anlaşılan odur ki, uygarlıklar bundan böyle Batı coğrafyalarında da buluşacaktır ardı arkasına ve Batı insanı ‘küreselleşme’nin ne olduğunu yaşayarak öğrenecektir bundan böyle!

‘Yeni dünya düzeni’ ya da ‘küreselleşme’, aslında, belki de ‘uygarlıkların artık giderek daha çok Batı topraklarında buluşacak olması’ nedeniyle bir “Üçüncü ‘Dünya’ Savaşı”dır!

Öte yandan, her ‘güç’le anladığı dilden konuşmak gerekmektedir. Batı uygarlığı ‘şiddet, kan, kıyım ve yıkım dili’ ile konuşmaktadır. Doğulu direnişçinin de, örneğin Madrid’de konuşmak istediği dil budur! Örneğin, emperyalizmin utanmaz Irak işgaline katılan İspanya birliklerinin ülkelerine geri çekilmesi, böylece Irak’ta bugüne değin öldürülen 120.000 (yazıyla yüz yirmi bin) kadın erkek, çocuk büyük, genç yaşlı, Doğulu olmaktan başka bir suçu olmayan insana yeni binlercesinin eklenmesinin biraz olsun önlenebilmesi, uygarlıkların Madrid buluşması (!) ile sağlanabilmiştir!..

Yurtlarına gözü dönmüş barbar sürüleri halinde saldıran, yurttaşlarını acımasızca öldüren, iğfal eden, cami, hastane, pazaryerlerini bombalayan Batılı yamyam birliklerine karşı, elinde kalan son dayanağı inanç ve onuruna tutunarak canını ortaya koyan mazlum Doğu insanı, savaşı emperyalist ülke başkentlerine taşıyınca ölen silahsız insanların da, -Irak, Afganistan, Filistin’de öldürülen yüz binler gibi- Batı uygarlığının çıkarları uğruna başlatılan ve sürdürülen bu ‘Üçüncü Dünya Savaşı’nda öldüğü ve ne yazık ki ülkelerinin katıldığı bu onursuz savaşa susarak sessiz kalmanın bedelini ödediği unutulmamalıdır…

Ve unutulmamalıdır ki, Türk ulusu, Atatürkçü öğretinin ışığı, ulusal değerlerimizin bilinci, emperyalist Batı uygarlığına karşı tarihteki ilk başkaldırıyı başararak “mazlum milletler”e örnek olmanın onuru ve Ulu Önder’inin ‘istiklâl-i tam’ (tam bağımsızlık) ülküsünün şaşmaz yol göstericiliğiyle, artık Batılı coğrafyalarda da gerçekleşecek bir uygarlıklar buluşması (!) olan bu ‘Üçüncü Dünya Savaşı’nda, tüm insanlık değerlerini yadsıyan emperyalist Batılı güçlerin karşısında, Doğu’nun”mazlum milletler”inin yanındadır.

Dipnot:

Atatürk Türkiyesi’nin günümüzdeki iktidar odaklarının öyle davranmaması, Türk ulusunun “mazlum milletler”in yanında olduğu gerçeğini değiştiremez. Değilse, emperyalizmin ulu efendisi ABD Başkanı, kalkıp da, bir ülkenin başbakanını, ülkesindeki ABD karşıtlığından ötürü azarlar mıydı? Türk ulusu, bir ABD oyunuyla iktidar olanların emperyalizme karşı durmasını beklemiyor zaten; biliyor çünkü, “Körle yatan şaşı kalkar…”

Türk ulusu, Batı işbirlikçisi besleme basına yuvalanmış ya da Türkiye Cumhuriyeti üniversitelerinin adlarının arkasına sığınarak Türkiye ve Türk düşmanlığı yapan emperyalizmin değnekçisi bir miktar ‘Soros çocuğu’ndan da bir şey beklemiyor aslında; her ahlak dışı buluşmada olduğu gibi, Batı’nın üsteleyerek bu noktaya çektiği bu uygarlıklar buluşmasında da ortaya böyle çeşit çeşit haramzadeler çıkacağını biliyor!

-*-

Temmuz – Eylül 2005, İLERİ 26. Sayı

-*-

Üçüncü Dünya Savaşı ya da Uygarlıklar Buluşması (!)

(2009: s. 131-136)

-*-

Çünkü Biz

Şayak Kalpaklı

Sarışın Bir Kurdun

Çocuklarıyız

Emin Sami Arısoy

TÜRKSOLU ve İLERİ yazıları

ISBN: 978-9944-109-64-2

İLERİ YAYINLARI

No: 171, Nisan 2009: s.1-208

-*-