Çünkü Biz Şayak Kalpaklı Sarışın Bir Kurdun Çocuklarıyız - III- Türkiye Türklerindir - 2 - "Türkiye Türklerindir..." - Emin Sami Arısoy .

Emin Sami Arısoy (Çünkü Biz Şayak Kalpaklı Sarışın Bir Kurdun Çocuklarıyız)

27 Views

0

(0) Reviews

        

Çünkü Biz

Şayak Kalpaklı

Sarışın Bir Kurdun

Çocuklarıyız

Emin Sami Arısoy

İstanbul: İleri Yayınları, 2009: 1-208

***

III

Türkiye Türklerindir

2

“Türkiye Türklerindir…”

Türkler, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran ve ‘Türk Ulusu’nu oluşturan halktır. Türk, soyu sopu, ırkı rengi, kökü kökeni, inancı dini ne olursa olsun, kendini Türk Ulusu’nun bir parçası olarak duyumsayabilendir.

‘Türkiye’, Türklerin ülkesidir; ‘Türklerin eli’, Türklerin toprağı, Türklerin yurdudur. Büyük Türk Ulusu, tam bağımsızlık (istiklâl-i tam) ülküsüyle başlattığı İstiklâl Harbi (Bağımsızlık Savaşı) boyunca sınırlarını kanıyla çizdiği ‘kurtarılmış’ vatan topraklarını 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti adıyla taçlandırmıştır. ‘Türkiye’… Anlamak istemeyenlerin bile anlamakta direnemeyecekleri en yalın anlamıyla, ‘Türklerin Ülkesi’…

Türkler Türk Ulusu’nun bireyleridir… Türkler, yaralı, yoksul, çaresiz, boynu bükük Anadolu ve Rumeli’ye, ‘Şark Meselesi’ni artık sonunda ‘halletmek’ üzere, hayvansı bir iştihayla göz koyan azgın ‘Batı’nın hevesini kursağında bırakan; doğunun ‘mazlum milletler’ine, destansı bir Milli Mücadele ile emperyalizmin de yenilebileceğini gösteren; yüzyıllardır ezilmiş, aşağılanmış, horlanmış, sömürülmüş bir halktan, Türklüğüyle övünen, kendine ve geleceğine güvenen bir ulus yoğuran ve bu temelde Türkiye Devleti’ni kuran; kendilerine yaşamda en gerçek yol göstericinin bilim olduğunu söyleyen, akıl ve bilim yolundan ayrılmamayı öğütleyen, şayak kalpaklı sarışın bir kurdun çocuklarıdır…

Türkler Türkiyelidir. Türkiyeliler Türktür. Çünkü, Türk demek Türkiyeli demektir. Çünkü, Türkiyeli olmak, Türk olmak demektir.

Bizi Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bugünlere getiren onyıllar boyunca tüm bunları söylemeye gerek bile olmamıştı… Ama şimdilerde durum değişti. Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya devletlerinin yurttaşları, Alman, Fransız, İngiliz, İtalyan olarak adlandırılırken, onları Almanyalı, Fransalı, İngiltereli, İtalyalı olarak adlandırma gereği duyulmazken; haydut devlet Amerika Birleşik Devletleri (ABD), ‘yetmiş iki buçuk milletin kazıntısı’ndan oluşturduğu bir insanlar topluluğundan ‘Amerikan’ adıyla bir ulus yaratmaya çalışırken; şimdi Türkiye’de, yüzyılların imbiğinden süzülmüş bir tarih, dil, kültür ve ulus bilinciyle biçimlenen Türk Ulusu’nun, –ne yazık ki- içinde türeyen bir kısım Soros çocuğu, kendini Türk olarak değil de Türkiyeli olarak niteliyor, Türkiye Cumhuriyeti’nin Türkler değil de Türkiyelilerden oluştuğunu savlıyor; olasılıkla, yakın bir gelecekte de Türkiye’de Türk Ulusu diye bir şey olmadığını söylemeye hazırlanıyor!

Kim bu Soros çocukları? Bunlar, gerçek yüzlerini giderek herkesin daha iyi tanıdığı bilumum ‘altangil’, bunlar ‘Türkiyeli aydınlar’!.. Sözde ‘Türkiyeli’, sözde ‘aydın’!

Bunlar, kendilerini Türkiyeli olarak tanımlıyor; Türk olarak hissedemiyor, Türk olmaktan, Türklükten ve -Türk parası dışında- ona ait her şeyden nefret ediyor. Ama, anadilleri Türkçe; Türk olan her şeye sövgülerini Türkçe kusuyorlar! Çoğunun soyu sopu, anası atası da Türk üstelik… Bunlar, Türkiye Cumhuriyeti kimlik belgesi (nüfus cüzdanı), pasaportu, sürücü belgesi taşıyor, Türk Ulusu ve Devleti’nin sağladığı bütün olanaklardan sonuna kadar yararlanmaktan da rahatsızlık duymuyor.

Bu ‘Türkiyeli aydınlar’, Türkiye Cumhuriyeti’nin tek devlet (Türk Devleti), tek ulus (Türk Ulusu), tek bayrak (Türk Bayrağı), tek dil (Türkçe) özelliklerini sevmiyor, benimseyemiyor, değiştirilebileceğini sanıyor. Ya da bu yönde davranmak işlerine geliyor. Çünkü böyle yaparak, bir yandan, Avrupa Birliği (AB) fonlarından Avro, ABD - Soros fonlarından Dolarla besleniyorlar. Bir yandan da Türk üniversitelerinde öğretim üyesi olarak görev yapıyor ya da çeşitli kamu kurumlarında çalışıyor; ama ücretlerini ‘yeni TÜRK lirası’ olarak alırken oradaki ‘TÜRK’lüğe hiç karşı çıkmıyor!..

Yani bunlar, soysuzluğu bile böylesine soysuzlaştıracak düzeysizlikte bir çıkar bukalemunu sürüsü. Kimisi Türkiye’deki misyoner okullarında eğitilmiş, bu yola neden ve nasıl düşürüldükleri az çok anlaşılabiliyor… Ama kimisi, ilkokuldan üniversiteye, Türk okullarında eğitim almış, bir bireyi olmaktan iğrendikleri Türk Ulusu’nun sağladığı olanaklarla ve bir kuruş harcamadan meslek, iş, aş, konum sahibi olmuş; işte onların bu yola nasıl düşürüldüğünü anlamak biraz güç. Bunlar, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Türkü Türk yapan değerlere saldırdıkça ihanet medyasında yer ve destek buluyor, ünleniyor, emperyalist AB ülkeleri ve ABD’nin katında değer kazanıyor. Ama, ‘Mustafa Kemal’ ile ‘Atatürk’ü, ‘Türkiye halkı’ ile ‘Türk Ulusu’nu, ‘Türk’ ile ‘Türkiyeli’yi birbirinden farklı, apayrı şeyler sanıyor, bu sözcüklerin sırasıyla Mustafa Kemal Atatürk, Türk Ulusu ve Türk anlamına geldiğini anlayamıyorlar. İş söze geldi mi, Türk olmaktan iğreniyor, kendilerini başka bir şey sanıyor, ne olup olabilecekleri konusunda da bir fikirleri olmadığından, dönüp dolaşıp kendilerini ‘Türkiyeli’ olarak niteliyorlar. O nedenle, sözde ‘Türkiyeli’ bunlar! Bu karışık ruh ve düşünce yapısıyla da –topluma getirecekleri nasıl bir aydınlanmaysa- sözde ‘aydın’lar. Evlerden ırak…

Bu emperyalizm kapatması altancıkları bir yana bırakalım, gelelim içimizdeki başka ‘Türkiyeli’lere…

Türkiye Cumhuriyeti’ni Türk Ulusu kurdu. Türk Ulusu’nu oluşturan Türkiye halkı büyük çoğunluğuyla Türk soyluydu. Ama, Türklerle birlikte, Türkiye halkının başka soylardan gelen insanları da, Anadolu’nun emperyalist devletlerce ele geçirilmesine karşı durdu, savaştı. Cumhuriyet Türkiyesi’nin kuruluşunda, soy (etnik) kökeni ne olursa olsun, Türk Ulusu’nu oluşturan Türkiye halkı ‘Türk’ kimliğinde buluştu.

O gün bugündür, Türk Ulusu’nun kimliği Türk’tür, alt kimlik, üst kimlik gibi katmanlaşmış kimlikleri yoktur, tek kimliği vardır; Türkiye halkının kimliği ‘Türk’tür. Bugün önümüze sürülen ‘alt kimlik- üst kimlik tartışması’ adlı müsamere, yalnızca kendi kimliği konusunda kuşkusu olanları heyecanlandıracak çaptadır ve 1923’ten günümüze, seksen üç yıldır Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının genlerine kazınan Türk kimliğini elinden almak amacıyla sahnelenmektedir. Öylesine ki, bu kimlik tartışmasının metin yazarı palyaçolar, Türk Ulusu’na ‘Türk’ kimliğini uygun bulmamakta, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarına –Türk anlamına geldiğini bilmeden ya da bilmezden gelerek- ‘Türkiyeli’ ‘üst kimliği’ni uygun görmekte, bu üst kimliğin altını etnik ‘alt kimlik’lerle doldurmaya çalışmaktadır. Konunun en hoş tarafı, “Türküm” demenin ‘ayıp, aşağılık, bayağı, ırkçı, faşist, anti-hümanist’ etiketlerle lanetlenmesi, buna karşılık Türklük dışındaki her türlü ırk, soy, etnik köken kimliğinin demokrasi, insan hakları, düşünce özgürlüğü gibi etiketlerle kutsanması; bu kendi içinde çelişik durumunsa, ‘Türkiyeli aydınlar’ın yanı sıra, kimi iktidar sahiplerince de -sanki başka bir ülke için düşünce bağışlarmış gibi ve en hafif söylenişiyle- soytarıca, salakça, hatta haince desteklenmesidir.

Bugünkü noktada, kendi kimliğinden kuşkuya düşme duygusunun ezikliği ve ‘Türkiyeli aydınlar’ -hisseli harikalar- kumpanyasının sapık çığırtkanlığı, dedeleri başka soylardan bazı Türk yurttaşlarını başka kimlikler aramaya itmektedir. Bu ‘kimlik arayışı’ Türkiye gündeminde ‘etnik kimlik sorunu’ olarak tutulmaktadır. Oysa, öncelikle, bölünmez bir bütün olan Türk Ulusu’nun bu yeni bir kimlik arayışındaki ‘Türkiyeli’ bireyleri, ayrılıkçı terör örgütünü yönetirken bile Türkçe dışında bir dilde konuşup yazamayan bölücü çete elebaşlarına, Nobel ödülü kazanmak uğruna Türkiye’nin bütün cami duvarlarına pisleyen Konstantinopolis artıklarına kanarak bu ‘kimlik sorunu’ tuzağına düşmemelidir. Çünkü, Türk Ulusu, ‘sorun’larının çözümünde her zaman çok aceleci davranmasa da, ‘sorun’larının mutlaka ‘halledilmesi’ gerektiğini Yüce Atatürk’ten öğrenmiştir. Ayrıca, Ulu Önder, bu tür ‘Türk kimliğini reddetme ve yeni kimlik arayışı sorunu’nun nasıl ‘halledilmesi’ gerektiğini de 1923-1938 arasında –her etnik isyanda- Türk Ulusu’na defalarca öğretmiştir.

Türk Ulusu, mutluluğu, gönenci, bölünmez bütünlüğü ve geleceğini hedef alan bütün soysuzlaşmış unsurlarını özen ve sabırla izleyecek, ‘terbiye edecek’, ‘sorun’ olmayı seçtiklerindeyse ‘gerektiği biçimde halledecek’ bilinç ve güçtedir. Bu bilinç ve güç, Türk Ulusu’nu Türklerin Ülkesi’nde sonsuza dek yaşatacaktır.

Çünkü Türkiye Türklerindir.

-*-

Ocak – Mart 2006, İLERİ 28. Sayı

-*-

“Türkiye Türklerindir…”

(2009: s. 104-108)

-*-

Çünkü Biz

Şayak Kalpaklı

Sarışın Bir Kurdun

Çocuklarıyız

Emin Sami Arısoy

TÜRKSOLU ve İLERİ yazıları

ISBN: 978-9944-109-64-2

İLERİ YAYINLARI

No: 171, Nisan 2009: s.1-208

-*-