Çünkü Biz Şayak Kalpaklı Sarışın Bir Kurdun Çocuklarıyız - III- Türkiye Türklerindir - 1 - Türk Ulusu Bir Bütündür - Emin Sami Arısoy .

Emin Sami Arısoy (Çünkü Biz Şayak Kalpaklı Sarışın Bir Kurdun Çocuklarıyız)

31 Views

0

(0) Reviews

        

Çünkü Biz

Şayak Kalpaklı

Sarışın Bir Kurdun

Çocuklarıyız

Emin Sami Arısoy

İstanbul: İleri Yayınları, 2009: 1-208

***

III

Türkiye Türklerindir

1

Türk Ulusu Bir Bütündür

Türkiye Cumhuriyeti, günümüzden seksen iki yıl önce, 29 Ekim 1923’te kuruldu. Bu toprağın insanları, ülkemizin kuruluşu öncesinde, yurt bildikleri, yurt saydıkları, üstüne doğdukları, üstünde koşup oynadıkları, düğün dernek kurdukları, halaylar çekip horon teptikleri, atalarını koynunda sakladıkları toprakların, düşman eline geçmemesi için, iç ve dış düşmana, emperyalist güçlere, ‘yedi düvele karşı’ eşi görülmemiş bir Kurtuluş Savaşı verdi.

Bugünümüzü kendilerine borçlu olduğumuz ‘Kurtuluş Savaşçılarımız’ büyük çoğunluğuyla Türk soyluydu. Ancak bu topraklarda yaşayan, ataları Türk soylu olmayan insanlar da, hiçbir soy sorunu düşünmeksizin, topraklarını vatan bilip vatanın kurtuluşundan başka bir şey düşünmeyerek, bu savaşta, ‘İstiklâl Harbi’nde yerini aldı.

O günün koşullarında, kalkışılan şey aslında tam bir çılgınlıktı. Ama onlar, bu çılgınlığı Mustafa Kemal’in önderliğinde, el ele, omuz omuza göze aldılar ve hep birlikte, ‘Şu Çılgın Türkler’ olarak başardılar. “Türküm.” sözünün anlamını bir kez daha perçinlediler; “Türküm.” demenin mutluluğunu yaşadılar, yaşattılar… “Türk” olarak ‘bir’leştiler, ‘bütün’leştiler.

Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda, Türk Ulusu, ‘İstiklâl Harbi’nden yeni çıkmıştı; yaralıydı… Nüfusu on milyon dolayındaki Türk yurttaşlarının yalnızca bir milyon kadarı okuryazardı. Birbirine eklenmiş savaş acıları, yoksulluk ve yurt düzeyinde yaygın hastalıklar yaşam koşullarını çok ağırlaştırmıştı.

Bu koşullar altında, ataları hangi soydan gelirse gelsin, “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran halk” olan “Türk Ulusu”, Ulu Önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, Cumhuriyet’in ‘istiklâl-i tam’ (tam bağımsızlık) ilkesine ve Cumhuriyet devrimlerine olan sarsılmaz inanç ve bağlılığıyla ‘Milli Mücadele’sini sürdürdü. Türkiye Cumhuriyeti’nin, sömürgeci ülkelerin köleleştirme zincirlerini kıran, “mazlum milletler”in (ezilen uluslar) bağımsızlık meşalelerini tutuşturan, “muasır medeniyet” (çağdaş uygarlık) düzeyinin üstüne çıkmayı amaçlayan destansı dönemi olan Atatürk dönemi’nde, genç Türkiye’nin Türk yurttaşları giderek daha çok birleşip bütünleşti.

***

O günlerden bugüne Türk Ulusu bir bütündür; Türk vatanının üstünde, Türkiye’de, sözcük anlamıyla da söyleyerek belirtmek gerekirse, ‘Türklerin ülkesi’nde yaşayan, yetmiş milyon dolayındaki Türk insanıyla parçalanamaz bir bütünlük taşır.

Elbette, hiçbir ulus –her bir bireyiyle- saf bir soydan oluşmaz. Her ulusun, ataları farklı soylardan yurttaşları vardır. Ama bu, ulus gerçeğini değiştirmez. Türk Ulusu, çok büyük çoğunluğuyla, ataları Türk soylu yurttaşlardan oluşmuştur. Türkiye’de atalarının ataları farklı soylardan olan Türkler de yaşamaktadır. Bu durum da Türk Ulusunun ulus gerçeğini değiştirmez. Üstelik o ‘farklı’ soylardan gelen atalar, yurt bildikleri topraklar düşman tehlikesiyle karşılaşınca, düşmana hiçbir soy farkı düşünmeksizin omuz omuza karşı koymuşsa…

Bu bağlamda, Mustafa Kemal Atatürk’ün tanımı son ölçüde yalındır, açıktır: “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran halka Türk Ulusu denir.” ve Türk, “Ne mutlu Türk’üm diyene.” diyebilendir.

Türk, “Ne mutlu Türk’üm.” diyebilendir. Türk kimliği, “Ne mutlu Türk’üm diyene.” diyebilenlerin kimliğidir. Türk tarihi, Türk coğrafyası, Türk ekini (kültür) ve Türk dili, Türk Ulusu ve Türk kimliğinin ayrılmaz parçalarıdır. Bu nedenle, Ergenekon da bu kimliğin bir parçasıdır, Selimiye Camisi de, Kerkük de ‘Türk’tür, ataları Türk soylu olmadığı halde yaşamı sona erince son yolculuğuna Türkiye Cumhuriyeti topraklarında uğurlanmayı isteyen Eren Eyüboğlu da. Atasının atası hangi soydan olursa olsun, Gevaş’taki ilköğretim okulu öğrencisi de Türk Ulusu!nun ayrılmaz bir parçasıdır, Çamlıhemşin’deki bağ bahçe işçisi de. Çünkü Türk olmanın, Türk kimliğinin, Türk Ulusunun ırk, etnik köken, kan grubu, kafatası yapısıyla bir ilgisi yoktur.

Türk olmak, kendini Türk hissetmektir. Türk olmak, Türkiye Cumhuriyeti topraklarında, Türk vatanı üstünde, Türklerin ülkesinde, Türk Ulusu’nun ayrılmaz bir parçası olarak, tek ulus içinde, tek devlet çatısı altında, tek vatan (Türkiye Cumhuriyeti), tek ulus (Türk Ulusu), tek bayrak (Türk bayrağı), tek dil (Türkçe) arzusu, çabası ve bilinciyle “Ne mutlu Türk’üm.” diyebilmektir.

Yüce Türk Ulusu, bugüne değin içindeki hiçbir bireye, “Senin ataların farklı soydandı. Bu nedenle, sen farklısın.” dememiştir. Ancak, Türk soylu olmayan ataları, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran halkın bir parçası olarak “Ben farklıyım.” dememişken, ‘Türk’ olmuşken, bugün, atalarının ataları başka soylardan gelen kimi Türk yurttaşlarının, sürekli “Ben farklıyım.” söylemi, günün birinde Türk Ulusunu, “Peki; öyleyse sen farklısın.” noktasına getirebilir.

Konunun çarpıcı bir boyutu, ataları Türk soyundan olan ve doğal olarak kendisini Türk Ulusu’nun bir parçası olarak hissetmesi beklenen, ancak her nedense Türk kimliğinden iğrenen, -Türkiye sözcüğünün Türklerin ülkesi anlamına geldiğini bilmeyerek ya da bilmezden gelerek- uydurma bir Türkiyelilik kimliğine sığınan, kimi sözde ‘Türk aydınları’nın (sözde Türk, sözde aydın), yani “Türkiyeli (sözde) aydın”ların(!), atalarının ataları Türk soylu olmayan Türk yurttaşlarına, sürekli “Sen farklısın.” çığırtkanlığı yapmasıdır. Türk Ulusunin, bu, ulus bilincini yitirmiş (soysuzlaşmış), Türk soylu Türk yurttaşlarına da o zaman –elbette- söyleyecek sözü olmalıdır.

***

Ulu Önder’inin kendisine Türkiye Cumhuriyeti’ni emanet ettiği Türk Gençliği, “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran halk” olan “Türk Ulusu”nun çocukları, ülkemiz ve ulusumuzun bugün ulaştığı noktada, Cumhuriyetimizin kuruluş dönemindeki özveri ve çabayı ve birlik ve bütünlük inancını asla unutmamalıdır. Yine, Türk Gençliği, Türkiye Cumhuriyeti’ni bugün kuşatan sorunların ortaya çıkışı ve artışında, ‘Türklerin ülkesi’ndeki iktidarların, ‘Cumhuriyet ilke ve devrimleri’ne, Mustafa Kemal Atatürk’ün yüreklerimize uğurlanışından sonra, gerekli özeni göstermemesi ve -doğrudan ya da dolaylı olarak- bir karşıdevrim çarkının dişlileri arasına katılmasının affedilemez büyük payını da çok iyi belirlemelidir.

Türkiye Cumhuriyeti’ni oluşturan her yaştan Atatürk Gençliği’nin, Cumhuriyetimize anlamını veren Atatürk ilke ve devrimlerine her durumda sahip çıkacağı, Türk Ulusu ve Türk Gençliği’nin, parçalanamaz bir bütün olarak, durum ve koşullar ne olursa olsun, mutlaka, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran ataları ve Ulu Önderi Mustafa Kemal Atatürk’ün yolunda ve önüne çıkan bütün engelleri aşarak ilerleyeceği iyi bilinmeli, konumu ne olursa olsun hiç kimse vatanımıza ve ulusumuza daha farklı bir son biçme hatasına düşmemelidir.

***

Türkiye Cumhuriyeti, bugün, başta ABD olmak üzere, emperyalist güçlerin yönetiminde, bir Türkler ve kendini Türk hissetmeyenler ayrışması, parçalanması, kavgası ve iç savaşına sürüklenmek istenmektedir. Bu ayrıştırma sürecinin, salt soy bağlamında olmadığı, yemek, müzik ve inanç farklılıklarına kadar birtakım ekinsel (kültürsel) dayatmaları olduğu da yadsınamaz.

Türk Ulusu oyunu görecek bilinçtedir ve oyunu görmüştür. Kendisini Türk hissedemeyen, Türk Ulusu’nun bir parçası olarak düşünmeyen Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları, bu yanlış sanılarını saplantı boyutuna taşıyarak, Türkler, Türk Ulusu, Türk devleti ve Türk vatanını karalama, parçalama ya da bölmeye çabalarsa, elbette Türk Ulusu; “Ben farklıyım.” diyenlere “Sen farklısın.” diyecek ve gerekirse bütün ayrıkotlarını ayıklayacak güçtedir.

-*-

26 Eylül 2005, TÜRKSOLU 91. Sayı

-*-

Türk Ulusu Bir Bütündür

(2009: s. 99-103)

-*-

Çünkü Biz

Şayak Kalpaklı

Sarışın Bir Kurdun

Çocuklarıyız

Emin Sami Arısoy

TÜRKSOLU ve İLERİ yazıları

ISBN: 978-9944-109-64-2

İLERİ YAYINLARI

No: 171, Nisan 2009: s.1-208

-*-