Çünkü Biz Şayak Kalpaklı Sarışın Bir Kurdun Çocuklarıyız - II - Kemalist Devrim Mutlaka Tamamlanacak Bu Topraklarda: 1 - Kemalist Devrim Mutlaka Tamamlanacak Bu Topraklarda - Emin Sami Arısoy .

Emin Sami Arısoy ( Çünkü Biz Şayak Kalpaklı Sarışın Bir Kurdun Çocuklarıyız )

30 Views

0

(0) Reviews

        

Çünkü Biz

Şayak Kalpaklı

Sarışın Bir Kurdun

Çocuklarıyız

Emin Sami Arısoy

İstanbul: İleri Yayınları, 2009: 1-208

***

II

Kemalist Devrim Mutlaka Tamamlanacak Bu Topraklarda

1

Kemalist Devrim Mutlaka Tamamlanacak Bu Topraklarda

-Erkin’e-

Gerçek bütün çıplaklığıyla ortada ve her gün daha çok insanca bilinir duruma geliyor: “Batı” adıyla nitelediğimiz, bir küme “gelişmiş” ülke, “gelişmekte olan ülkeler” adını taktığı, aslında geri kalmasına neden olduğu diğer ülkeleri ve onların toplumlarını sömürüyor, o ülkelerin kanını canını, etini kemiğini; insanını, toprağını emiyor!..

Oysa, yıllardır kulaklarımıza anlatılan masala göre, Batı devletlerinin insanları uygar (!), Batı ülkeleri ne yaparsa dünyaya barış ve düşünce özgürlüğü gelsin (!) diye, geri kalmış ülkelerde insan hakları ve demokrasi yerleşsin (!) diye ve insanlık adına (!) yapıyor!.. Yerküre, “uygar dünya”, “uygar Batı”, “demokrasi toplumları” ve benzeri daha birçok cilalı adla yaldızlanıp önümüze sürülen bu “uygar” ve “gelişmiş” ülkelerin istediği gibi biçimlenirse, bütün insanlar mutlu olacak ve refah içinde yaşayacak (!)…

Elbette bu masala artık yalnızca devşirme sömürge aydınları ile ulu efendimiz sömürgen yayılmacılığın (emperyalizm) kapatması çeşit çeşit altangiller ve İkitelli “hane”lerinde ihanet medyasının köşe başlarını tutmuş dolar beslemeleri inanıyor ya da çıkarları gereği inanıyormuş gibi yapıyor…

Kan emici ülkeler neden “gelişmiş”? Çünkü beş yüz yıldır talan ediyorlar yeryüzünü, dünyamızın bütün anakaralarını talan ediyorlar; diğer ülkelerin yer altı ve yerüstü zenginlikleri, madenleri, suyu, doğalgazı, petrolü, ormanını emiyor, el koyuyor, çalıyor, kendi topraklarına taşıyorlar… Başka toprakların insanlarını, başka ülkeleri, başka ulusları soya soya gelişiyorlar!..

Gün oluyor, Amerika anakarasında doksan milyon Kızılderili’yi yüzyıllık bir soykırımla yok edebiliyor uygar Batılı, gün oluyor Afrika’nın kara derili insanını köle pazarlarına sürebiliyor… Ama bütün bunların hepsini her zaman insanlık adına yapıyor; insan hakları adına, barış, özgürlük adına! Batılı uygar yaratık, insanlık değerleri açısından gerçekten yalnızca tek dişi kalmış bir “medeni” (uygar) onursuzluğuyla, henüz doğrudan el koyamadığı topraklara ve o toprakların insanlarına da hiç vazgeçmeden, utanmazca saldırıyor…

Ama, Mustafa Kemal ve bu topraklar için kanını veren binlerce yurtsever silah arkadaşının, Türk Ulusu’na emanet ettiği Türkiye Cumhuriyeti’nde, saygıdeğer uygar Batı ve ulu efendimiz sömürgen yayılmacılık (emperyalizm) istediği gibi at oynatsa da işler pek de öyle Türk Ulusu’nun fark etmeyeceği biçimde gitmiyor bir süredir.

Çünkü sömürgen yayılmacılığın Kuvayı Milliye karabasanı geri döndü bu topraklara!.. Batı bu karabasanı bir yerlerden, “geldikleri gibi giderken” anımsıyor… Bu karabasan bir ara Deniz Gezmişler olarak da boy göstermişti Anadolu topraklarında… Ve şimdi karabasan geri döndü!

Sömürgen yayılmacılık ve beslemelerinin boğazına oturan Kuvayı Milliye karabasanının yeni adı Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu. ADKF, “gerçek vahşi Batı”nın ve onun temel insanlık değeri (!) olan sömürgen yayılmacılığın peçesini sıyırarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin önce sömürülmesi, sonra da parçalanıp yok edilmesi amacının önündeki en büyük engellerden biri artık. ADKF’nin, Tam Bağımsız Türkiye uğruna, İLERİ dergisi ve TÜRKSOLU gazetesiyle yeniden tutuşturduğu Kuvayı Milliye meşalesi, her geçen gün daha çok sayıda her yaştaki Türk gencini Kemalist Devrim ülküsünün sıralarına katıyor. Yürekleri şayak kalpaklı yüzbinlerce Atatürk gencinin bilincinde çoğalan “Ulusal Güçler” meşalesi Anadolu ve Trakya’nın üstüne gerilen karanlıkları aydınlatıyor…

Bir zamanlar ‘büyük şeytan’ olarak niteledikleri ABD’ye artık Tanrı gibi boyun eğerek onun her istediğini yapan ve “Tanrı’ya ortak koştukları için” (halen kalmışsa, kendi inançları açısından da) “kâfir”leşen kâfir imam zihniyetli din tüccarlarından, kara düzen özlemcilerinden, Türk devletini bölebilecekleri sanısındaki, sömürgen yayılmacılık kuklası bölücülere, Türkiye ve Türk Ulusu’nun ortadan kalkmasını amaç edinen her kesimin korkulu rüyası ADKF, Türkiye Cumhuriyeti’nin, Türk Ulusu’nun düşmanı herkesin saldırısıyla karşı karşıya kaldıkça Kemalizm ülküsü doğrultusunda ne denli doğru yolda olduğunu daha iyi kavrıyor…

Elbette, sömürgen yayılmacılık ve “vahşi Batı”nın iştahı dünya için bir bütündür ve Türkiye üstündeki oyunlar, kan emicilerin büyük soysuzluk tiyatrosunun bir parçasıdır. O nedenle, ADKF aydınlıkları Kuvayı Milliye meşalesiyle çoğaltıp ihanet medyasını, sömürücülüğün taşeronu ve hortumu tekelci ‘sermaye’yi, sömürü düzeninin satılmış palyaçolarını sömürgen yayılmacılıkla oynaşırken suçüstü yakalamak yanı sıra, tam bağımsızlık ülküsünün meşalesini de dünya üstünde dalgalandıracaktır.

Böylece ADKF ve TÜRKSOLU, İntifada için Arafat’ın arkasında da olacaktır var gücüyle, Amerikancı darbe girişimine karşı Venezüella’da Chavez’in de... Denizleri gönderinde dalgalandıracak, Che’yi de Castro’yu da selamlayacaktır... Kıbrıs Davası’nda da Denktaş’ın arkasında alacaktır yerini... Sömürgen yayılmacıların, yalnızca kendi çıkarları için, insan hakları yaftalı haçlı çarmıhlarıyla istila ettiği komşu Irak’ta direnişin simgesi Saddam’ın da arkasında olacaktır elbet.

Çünkü şayak kalpaklı sarışın kurdun çelik iradesiyle genlerimize kazıdığı Kemalist bilinç der ki; ezilen uluslar değil, sömürgen yayılmacılık yitirecektir sonunda, kesinlikle!..

TÜRKSOLU, ADKF’nin gür sesidir; sömürgen yayılmacılık (emperyalizm) adlı soysuzluğun çirkefini her iki haftada bir onun ve yerli işbirlikçilerinin onursuz suratlarına çarpar. O onursuzlar ki, artık kendilerine ‘basın’ diyemeyecek kadar düzeysizleşmiştir, ‘medya’ der; Türk diyemeyecek derecede soysuzlaşmıştır, Türkiyeli der… (Türkiye ise aslında Türklerin yurdu demektir!..) Yani, özlerini yadsırlar. Atasözümüzse, “Aslını inkâr eden haramzâdedir” gerçeğini anımsatır!..

Dergiler, yayın yönetmenleri, yazarları ve okurlarının omuzlarında yol alır ülkülerine... TÜRKSOLU, ilk kez 8 Nisan 2002 günü, Genel Yayın Yönetmeni Erkin Yurdakul’un yönetiminde, Kemalist Devrim ülküsünü bayrak edinerek, Kuvayı Milliye geleneğinin izleyicisi olarak dikildi sömürgen yayılmacılık ve maşalarının karşısına. Türkiye üzerindeki kirli oyunlar ve bu oyunlarda yer alan pislikleri sergileyerek onun yönetiminde yürüdü bugünlere.

Erkin’i, acıdan kavrulan yaralı yüreklerimizin sonsuzluğuna uğurlasak da, TÜRKSOLU’nun Mustafa Kemal Türkiyesi’nin aydınlık yarınlarına yürüyüşü, Erkin Yurdakul’un insan sevgisi, vatan sevgisi, Atatürk sevgisi, Kemalizm coşkusu ve Kemalist Devrim ülküsüyle dolu yüreğinin öncülüğünde binlerce Erkin’le, Erkin Yurdakullarla sürecek…

Bu yürüyüş, yüksek öğretim kurumlarının üstüne oturmuş, Atatürkçülük maskesinin ardında gizlenmeye çalışan, insan düşmanı, insanlık düşmanı, tescilli bilim hırsızı, üniversite diktatörü bozuntusu soytarıları da alaşağı edecek, sömürgen yayılmacılığın oynaşı sömürge aydını diğer zavallıları da… Yayılmacılığın iştahıysa kursağında kalacak!...

Çünkü, adımız kadar iyi biliyoruz:

Kemalist Devrim mutlaka tamamlanacak bu topraklarda!..

5 Ocak 2004, TÜRKSOLU, 47. Sayı

-*-

Kemalist Devrim Mutlaka Tamamlanacak Bu Topraklarda

(2009: s. 37-41)

-*-

Çünkü Biz

Şayak Kalpaklı

Sarışın Bir Kurdun

Çocuklarıyız

Emin Sami Arısoy

TÜRKSOLU ve İLERİ yazıları

ISBN: 978-9944-109-64-2

İLERİ YAYINLARI

No: 171, Nisan 2009: s.1-208

-*-