Amerika'ya Gelen İlk İnsanlar İki Gruba Ayrılmış .

En Çok Okunan OnBlog Haberler

70 Views

0

(0) Reviews

        

Amerika’nın en eski popülasyonları binlerce yıl boyunca birbirine karışmadı. Neden ayrıldıkları ise hala bir sır.

Toplulukları birbirinden yaklaşık 13.000 yıl önce ayrılmış iki insan grubundan birinin en eski kanıtı olan 8.500 yaşındaki Kennewick Adamı iskeletinden bir görüntü. C: Millard H. Sharp/Science Source

Yeni Antik DNA çalışmasına göre, kıta Amerika’nın eski halkı 13.000 yıldan daha önce iki gruba ayrıldı ve binlerce yıl boyunca ayrı kaldı.

Nihayet, bir yerde bu iki grup yeniden karşılaştı ve tekrar kaynaştı. Bugün onların ataları Meksika’dan Güney Amerika’nın güney uçlarına kadar uzanan geniş bir alana yerleşmiş durumda.

Yapılan araştırma, Amerikalardaki insan göçlerinin karmaşık bir resmini çiziyor. İnsanlar Asya’dan Batı Yarımküre’ye geldiklerinde sadece yeni bölgelere göç edip yerleşmediler.

Çalışmaya dahil olmayan genetik bilimci Deborah A. Bolnick, “Bu çalışma, insanların boylu boyunca ilk kez nasıl Amerikalara yayıldıkları konusunda basit modelden bizi uzaklaştırmaya başlamış olduğu için önemli.” diyor.

(İlk Amerikalılar Kimdi? 11.000 Yıllık DNA İpuçları Veriyor)

Bulgular, günümüzde Alaska, California ve Ontario’da, 4.800 yıl öncesinde yaşamış insanlara ait 91 antik genomun dahil edildiği bir çalışmadan ortaya çıktı. Bu buluntular Batı yarımkürede bulunan antik DNA kataloğuna büyük bir katkı sunuyor.

1990’lara dek, arkeolojik alanlar insanların Amerikaların bir ucundan diğer ucuna yayılmalarına dair kanıtların birçoğunu sundu. İnsanların güney Şili’ye 14.500 yıl kadar önce ulaştıkları hakkında sağlam bir kanıt var. Örneğin bazı araştırmacılar, insanların buraya birkaç bin yıl kadar daha önce gelmiş olduklarını tartışıyor.

Fakat arkeoloji tek başına o erken dönem arkeolojik alanlarında tam olarak kimlerin yaşadığı ve birbirleriyle ilişkilerinin nasıl olduğu gibi birçok soruyu cevapsız bırakıyor. Genetikçiler, bu soruların bazılarına yerli Yerli Amerikalıların DNA’sına bakarak cevap vermeye çalışıyorlar.

Genlerin küçük parçaları üzerindeki ilk çalışmalar, Kutup Noktasının güneyindeki bütün yerli Amerikalıların köklerinin Buzul Çağı’nın sonunda Asya’ya bağlanan kara köprüsü Bering Boğazı’nı geçmiş olması muhtemel olan ve şimdi Alaska olan yerdeki aynı göçmen grubuna dayandığını iddia ediyordu.

Fakat bu çalışmaların hızı, birçok yerli Amerika topluluğunun uzun bir istismar tarihi sonrasında bilim insanlarına karşı hissettikleri güvensizlik nedeniyle 2000’li yılların başlarında yavaşladı.

(İlk Amerika Yerlilerini 250 Sibiryalı Oluşturuyor)

2004 yılındaki bir davada Havasupai kabilesi Arizona Devlet Üniversitesi’ni üyelerini DNA’larının çalışmada kullanılmış olması konusunda yanlış yönlendirdiği için dava etti. Bu anlaşmazlık birçok araştırmacıyı benzer bir münakaşaya bulaşma konusunda isteksiz kıldı.

Bilim insanları, eski insan kalıntılarından nasıl DNA çıkarıldığını öğrenirken, benzer bir anlaşmazlık daha ortaya çıktı.

Birçok müze, yerli Amerikalıların iskeletlerini depolamaktaydı. Çoğu zaman bunları izinsiz olarak mezarlıklardan çıkarıyorlardı. Yerli Amerikan toplulukları bu kalıntıların iadesini istedi ve çoğu kez de araştırma taleplerini geri çevirdi.

Bununla birlikte geçen yıllarda bu gerginlik azalmaya, hafiflemeye başladı.
Her yaz, İllinois Üniversitesi’nde genetik bilimci olan ve yeni çalışmanın eş yazarı Ripan Malhi ve iş arkadaşları, İllinous Üniversitesi’nde yerli Amerikan öğrencileri genetik alanında eğitmek için kendi topluluklarına yardım edebilecek bir araştırmaya odaklanarak workshoplar düzenliyor. Ayrıca Kanada ve Alaska’daki yerli Amerikan toplulukları ile de uzun soluklu ilişkiler kuruyor.

Yeni çalışmadaki bir diğer eş yazar Christiana Scheib, kabile temsilcileri ile tanışmak için Kaliforniya’ya seyahat etti. Niçin Kaliforniya müzelerinde Yerli Amerikan kalıntıları üzerinde çalışmak istediğini onlara açıkladı.

Dr. Schrieb, “Bazıları çok şaşırdı. Bana ‘Sen bizimle konuşan ve bize fikrimizi soran ilk araştırmacısın.’ dediler.”

Yeni çalışmalarında Dr.Screib, Dr.Malhi ve arkadaşları çalışmaya izin aldıkları kalıntılardaki DNA’ları araştırdılar. 91 bireye ait kulak kemiklerinde ve bir dişte genetik bir materyal bulmayı başardılar.

Bazı vakalarda yalnızca DNA’dan parçaları geri kazanabildiler; diğer durumlarda ise bütün genomu kesin olarak yeniden kurabilmek için yeterli materyali buldular.

Daha sonra araştırmacılar yeni veriyi Kuzey ve Güney Amerika’daki – hem eskiden yaşamış hem de hala yaşayan- diğer insanlara ait kamuya açık şekilde kullanıma müsait olan genetik bilgilerle karşılaştırdılar. Aynı zamanda bilim insanları yakın akrabaları için Asyadaki topluluklara ait DNA’ya da baktılar.

“Başlangıçta, oluşturulan soyağacı kafa karıştırıcıydı. Uzaktan akraba insanlarla yakın genetik bağlantılar olduğu izlenimini uyandırdı. Bir şey ifade etmeyen sonuçlar almaya devam ettik.” Diyor Dr.Screib.
Biraz daha yakın bir bakış gizemin bir kısmını çözdü.

Araştırmacılar verilerinden şu sonucu çıkardılar: Yaşayan yerli Amerikalıların kökeni Alaska’ya taşınan ve daha sonra da güneye doğru –muhtemelen kıyı kenarlarına doğru genişleyen Asyalılardan oluşan bir topluluğa ait.

Bundan çok geçmeden, başlangıçtaki orijinal topluluk Dr. Scheib ve arkadaşlarının ANC-A ve ANC- B diye adlandırdıkları iki ayrı gruba ayrıldı.
Amerikalarda bulunan en eski genom, Montana’daki 13.000 yaşındaki bir erkek çocuktu, ANC-A grubuna aitti. O zamana kadar, gruplar çoktan ikiye ayrılmış olmalıydı.

ANC-B grubuna ait en eski kanıt ise Washington’da keşfedilen “Kennewick Adamı” idi.

Bir noktada en azından birkaç tane ANC-B adamı doğuya doğru hareket edip uzaklaşmış olmalıydı. Dr. Schein ve arkadaşları şu anda Ontario’nun güneyindeki bölgede ANC-B grubuna ait olan 4.800 yıla kadar yaşamış insan kalıntıları buldular.

Ulaştıklarında bu insanlar buraya köklerini salmış durumdalardı. Bugün aynı zamanda Ontario’daki yaşayan Algonquin dilini konuşan insanlar ANC-B grubuna mensup.

Fakat bilim insanları Kaliforniya ve daha güneyindeki insanların DNA’larına baktıklarında, ANC-A ve ANC-B atalara ait karışımlar keşfettiklerinde oldukça şaşırdılar. Bu karışıma dair en eski kanıt, 4.500 yıl önce yaşamış ve şu an Manş adaları olan, Kaliforniya’nın sahil şeridindeki insanlardan gelmekteydi. Bu insanlar %58 ANC-A %42 ANC-B den oluşuyordu.

Araştırmacılar Meksika’da ve Güney Amerika’da yaşayan insanlarda benzer DNA karışımları buldular.

Dr.Scheib ve arkadaşları bu sonuçları açıklayabilecek birkaç senaryo ortaya attılar:

ANC-A insanlarının yol boyunca balık avlama toplulukları kurarak Amerikaların batı kıyılarına taşınmış olması mümkündü. Binlerce yıl sonra, ANC-B grubu kökenli bir sülale bu gruplarla etkileşim kurarak güneye doğru genişlemiş de olabilirdi.

Diğer bir olasılık ise iki grubun Kuzey Amerika’da bir yerde bir araya gelmiş olabileceği. Sadece bunu iki kıta dolayımında yayılmış atalarından daha geç yaptılar.


NY Times. Carl Zimmer. 31 Mayıs 2018.

Makale: Scheib, C. L., Li, H., Desai, T., Link, V., Kendall, C., Dewar, G., … & Kerr, S. L. (2018). Ancient human parallel lineages within North America contributed to a coastal expansion. Science, 360(6392), 1024-1027.